28 Ekim 2007 Pazar

Malatya Yeşilyurt Efsanesi



GELİN YURDU (DÜĞÜN YURDU) EFSANESİ


Ahmet Şentürk,m Sedat Balarısının yeşilyurt adlı eserinden

Adnan ışık 1830-1919 malatya kitabında anlatıyor:

Yeşilyurt İlçesinden, bağ ve bahçelerin bulunduğu Taftacık semtine giderken, Davullupınar’ın karşılarına düşen düzlüğe “Gelin Yurdu dügün Yurdu” deniliyor.

Evvlece burası, bir yerleşim yeriymiş. Bu, bağ ve bahçe sahiplerin toprak altından çıkardığı, çanak-çömlek parçalarından da anlaşılıyor.or da oturanlar, düğünlerini işte bu düzlükte yaparlarmış. Birisi evleneceği zaman herkes oraya çağrılır, yenip-içilip, eğlenilirmiş.geç saatlerde, Yeşilyurt’lu iki kişi, Düğün Yurduna gitmiş Orada kısa boylu adamları, ellerinde alev çıkaran odunlar olduğu halde oynarken görmüşler. Korktuklarından onların yanına daha fazla sokula-mamışlar.

Bunlar, birbirlerine çok bağlı kimselermiş. Her öğünde ayni yemeği pişirirlermiş. O gün ne yemek yapılacaksa, ağanın kızı tarafından evden eve duyurulur, bunun dışında bir aş, tencereye konmazmış.

Bir gün, başka köyden alınan bir gelin, kocasının yemek hakkındaki uyarısına aldırış etmeden, canının istediği bir yemek yapmış. Akşam olup kocası eve dönünce, ortalık birden karışıvermiş. Adamcağız karısının baş­ka bir yemek pişirdiğini görünce deliye dönmüş. Kazmayı eline almış, evi yıkmaya başlamış. Yüksek sesle, “Aş karıştı, iş karıştı!” diye bağırmış. Bu­nu duyanlar, durumu anlamakta gecikmemişler.

Kazmayı eline alan, evini yıkmış. Eşyalarını toplamışlar, evlerden çı­kan direkleri de yanlarına alarak, başka tarafa göç etmişler. Böylece, birli­ğin bozulmasına, şiddetle karşı olduklarını, bir kez daha ortaya koymuş­lar.

Bugün de kendi adlarıyla söylenen, olayın geçtiği yerin sakinleri olan, Kölükoğulları’nın, o zamanlar sazlık ve bataklık olan Yeşilyurt’un yüksekçe bir yerine, şimdiki Tepecik’e eski yurtlarının da görülebileceği bir yere yerleşmiş olmaları, Yeşilyurt’ta herkes tarafından bilinmektedir. Ayni aile, ayni dayanışmayı ve birliği günümüzde de sürdürmektedir

Anlattığımız dönemde, Çırmıkdı’nın en zengini, “Emir Ağa” ile “Çı­rak” imiş. Çırmıkdı’da “Ağa Mahallesi” varmış. Emir Ağa bu mahallede otururmuş. Mahallenin iki başında, özel kapılar bulunurmuş. Akşam olunca, Ağa Mahallesi’nin kapıları kapanırmış.

Emir Ağa, zahirelik ve unluk buğdayını, Eskimaiatya’dan alırmış. O zamanlar, eski Malatya’nın buğdayı da, “Buğday değil mübarek, sanki datlı çekirdek” imiş…

Hep bir ağızdan “Maşallah!.” diyelim. “Culfalık” tan, el tezgâhı’na, el tezgâhı’ndan, çekmeli tezgâha, çekmeli tezgâhtan fabrikalara..

“O günün zenginleri, Yeşilyurt’un bugünki zenginlerinin -Tuz torba-
sı ” bile Olamaz

2 yorum:

Adsız dedi ki...

mamata mmauısü

Adsız dedi ki...

ben yeşilyurtluyum ama bilmiyordum